Tavsiye Ediyorum Sayfam

24 Kasım 2018 Cumartesi

Mevsimsel Depresyon

Merhaba sevgili okurlar;

Havalar soğumaya başladı,sonbaharın ortalarına gelmiş bulunmaktayız.Her ne kadar havanın soğuması biraz tadımızı kaçırsa da sararıp düşen yapraklar,zaman zaman çiseleyen yağmur,elimizde kahve bu mevsimin romantik taraflarının da tadını çıkarmaktayız.

Hatta bu ay edebiyat ve yazım dünyamızın birçok şairine de ilham kaynağı olmuştur;

Benim de en sevdiğim şiir:

Fakat dikkat etmemiz gereken bir konu var ki ; bu ay bazı insanlar için hüzün mevsimi olabiliyor.Psikiyatri literatüründe 'Mevsimsel Depresyon' olarak tanımlanan bu  bozukluk ; mevsim değişikliklerinin bireyde enerji düzeyinde azalma,iştah ve yeme alışkanlıklarının değişme,uyku süresinde bozulma ve sosyal ilişkilerinin olumsuz yönde etkilenmesi ve bozukluk olarak tanımlanabilir.İlk kez 1987'de Rosental ve arkadaşları tarafından bu şekilde adlandırılmış ve 1987'de DSM tanı sisteminde Mevsimsel depresyon olarak yerini almıştır.
Hastalıkta kış aylarında aşırı yemek yeme, kilo artışı, enerji kaybı ve aşırı uyku görülmektedir. Bu belirtilere SAD'nin başlangıç üçlüsü denilir.Siz de "ben de böyleyim" diyorsanız aman dikkat! Devamında gelen depresif duygudurum, sosyal içe çekilme, anksiyete(kaygı),somatik yakınmalar gibi diğer depresif belirtiler sıklıkla hastalığın daha sonraki dönemlerinde ortaya çıkabilmektedir.(Ercan,2000)
Peki mevsim herkeste aynı etkileri mi oluşturmakta?
Hayır.....Bireyin mevcut depresif duygudurumu,yaşamış olduğu travmatik yaşantıları,ayrılıkları,kayıp gibi etkenlerin  mevsimsel depresyona eğilimini arttırabilir.

Peki neden bireyler yaz ve ilkbahar aylarında değil de,sonbahar ve kış aylarında  bu etkenlerden daha çok etkilenmektedir? Sonbaharda günlerin kısalmasıyla birlikte gün ışığının azalması nedeniyle bireyin sirkadyen ritminde değişimler olduğu ve bunun bireyin enerji ve ruhsal durumu üzerinde olumsuz etkiler oluşturduğu düşünülmektedir.
Bununla birlikte bireyin mevcut olan depresif duygudurumu,travmatik etki yapan olaylar ve genetik etkenler de mevsimsel depresyonu tetiklemektedir.

Tedavi yöntemlerine gelicek olursak,tıbbi olarak fototerapi(ultraviole b tedavisi) etkili yöntem olarak kullanılmaktadır.Ayrıca ilaç tedavisi,psikoterapi,hipnoterapi yöntemleri de kullanılmaktadır.

NELER YAPILMALI?

Havaların soğumaya başladığı,havanın erken karardığı,melankolik bir mevsim olan sonbaharı sararmış yapraklarla dolu,doğa fotoğrafları çekebileceğimiz,buğulu camlar,çiseleyen yağmur,mevsimin cümbüş ve ahenk dolu renkleri arasında yapacağımız doğa yürüyüşleriyle beynin endorfin hormonu salgılaması ,kendimizi mutlu ve zinde hissetmemizi sağlayacaktır.Kış aylarında ise yeryüzünü bembeyaz yapan kar örtüsü,kayak gibi kış sporları ile şömine karşısında geçireceğimiz romantik bir mevsim olarak düşünebiliriz.

Beslenmemize dikkat edilmeli,özellikle kış aylarında taze meyve sebze tüketmek,alkol  ve sigaradan uzak durmak vücudumuzun dengesini bulmaya yardımcı olacaktır.
Uyku düzenine dikkat edilmeli ve yetişkin  bir insanın günde ortalama 8 saat uykuya ihtiyacı olduğu bilinmelidir.Yeterli uyku alınmadığında belli başlı depresif duygudurumlar,iş ortamında ve eğitim yaşamında verimsizlik,gerginlik,agresiflik durumları ortaya çıkmaktadır.Müzik,edebiyat,resim,fotoğrafçılık gibi hobiler edinmek hayatınıza bir amaç katıp zenginleştirecektir ve ayrıca sosyal çevre oluşturmanıza yardımcı olacaktır.Araştırmalar düzenli spor ve egzersiz yapmanın ruhsal duyguduruma iyi geldiğini göstermektedir.Ayrıca yoga gibi meditasyon yöntemlerine yönelinmesi ruhsal dengeyi korumak açısından yararlı olacaktır.

KAYNAKLAR
https://www.e-psikiyatri.com/mevsimsel-duygudurum-bozuklugu-35464(e.t:24.11.2018)

E.Cem Engin
Uzm.Klinik Psikolog


23 Kasım 2018 Cuma

Araba yazısı


Merhaba,sevgili okurlar;bu araba yazısı bugün dikkatimi çekti,sizlerle de paylaşmak istedim.Önemli olanın iç huzuru olduğunu güzel dile getirmiş araç sahibi :)

2 Kasım 2018 Cuma

Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB,ADHD)

     Merhaba sevgili okurlarım.

     Bu benim bloğumdaki ilk yazım olacak.Umarım sizlere faydalı olurum :)
Evde sürekli hareketli,sakin kalmayı beceremeyen,sınıfta,derste dikkati çabuk dağılan,dersi dinlemekte zorlanan,ödevlerini yapmayı çoğu zaman unutan,arkadaşlarıyla da zaman tartışan bir çocuğunuz var.

     Okulda öğretmeni ise bu durumdan oldukça şikayetçi çünkü,dersin işleyişini aksattığını düşünüyor ve bir çözüm aramak ümidi ile öğrenciyi rehberlik öğretmenine yönlendiriyor.Rehber öğretmenin aklındaki soru;DEHB?

     Peki nedir bu dikkat eksikliği hiperaktivite bozukluğu ?

     Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu toplumda yaklaşık olarak % 5-7 gibi çok yüksek bir oranda görülen tıbbi bir hastalıktır.(Ercan,2014).
Nörolojik temelli bu hastalığı;
dikkat eksikliği belirtilerinin olduğu tip
hiperaktivite yani aşırı hareketliliğin,dürtüselliğin olduğu tip
her ikisinin beraber bulunduğu birleşik tip olmak üzere 3 tip olarak ele alabiliriz.

     Dikkat eksikliğinin belirgin olduğu tipte , kişi günlük işlerinde unutkandır.Eşyalarını bir yerde unutur,dalgındır,toplantılarına geç kalır,dağınıktır.Bir işe konsantre olmuşken küçük bir uyaranla dikkati dağılıverir.Fakat dikkat edilmesi gereken husus bazen ebeveynler 'benim çocuğum saatlerce dikkati dağılmadan bilgisayar oyunlarını oynuyor,tv izliyor?' diye düşünebilirler fakat bu durum dikkat eksikliği olmadığı anlamına gelmez çünkü görev ve sorumluluklarla ilgili konularda bu belirtiler meydana gelmekte,sevdiği işi yaparken söz konusu olmamaktadır.

     Çocuklarda hiperaktivite ise,çocuğun yaşına göre çok daha hareketli,aceleci veya aşırı konuşkan olmasıdır.(Ercan,2014).Sınıfta yerinde duramayan,evde koltukların üzerinde zıplayan,bir yere tırmanmaya çalışan,riskli işleri yapıp sonrasında pişmanlık duyan çocukları gözünüzün önüne getirin...işte bu çocukları hiperaktif çocuklar olarak belirtebiliriz.Bu tipte görülen dürtüsellik kavramını da açıklamak gerekirse arkadaşlarının sözünü kesen,soruyu bitirmeden cevabını yapıştıran,arkadaşlarının işlerine,oyunlarına burnunu sokan çocukları düşünebiliriz.Bununla birlikte her hareketli çocuğu hiperaktif diye düşünürseniz,bu doğru bir yaklaşım olmaz.Çocukların yetişkinlere göre daha hareketli olması normaldir.Burda önemli olan nokta bu durum çocuğun günlük yaşamını,okul başarısını,akranlarıyla ilişkisini etkilemeye başlamışsa burada bir rahatsızlıktan söz edebiliriz.

     Yetişkinlerde görülen DEHB'de ise;bu belirtileri işe geç kalma,toplantılarda sıkılma,bir projeden sıkılıp diğerine geçme,sabır gerektiren işlerden kaçınma,zamanı kötü kullanma,çok konuşma,içsel huzursuzluk olarak sayabiliriz.

Peki nedir bunun sebebi?

     Nörolojik tabanlı olan bu rahatsızlıkta beynin görsel uyaranlara spontan dikkati vermeyi düzenleyen posterior dikkat sisteminde sorun olmamasına rağmen prefrontal bölge dikkat sisteminde ve bu bölge tarafından düzenlenen 'vijilans' olarak da adlandırılan dikkatin görev ve sorumluluk alanına yöneltilmesi ve sürdürülmesinde yetersizlik vardır.(Ercan,2014)

     Ayrıca genetik geçiş,sosyokültürel ortam,kişilik özellikleri gibi etkenler de önemli rol oynamaktadır.

Psikiyatrik/Psikoterapötik Tedavi ve Tavsiyeler

     Tedavi yöntemini ilaçlı ve ilaçsız olarak ikiye ayırabiliriz.İlaçlı tedavide dikkatin sürdürülmesi,dürtüselliğin azaltılmasına yönelik metilfenidat türevi uyarıcı ilaçlar kullanılmakta ve psikiyatrist hekimin kararına göre  diğer türden psikiyatri ilaçları ile tedavi desteklenebilmektedir.Önemli olan nokta;özellikle uyarıcı ilaçların kullanıldığı tedavilerde ilk zamanlar 'tiklerin artması,titreme' gibi yan etkiler görülebilmektedir.Bu ilaçları kullanırken bazı beklenmedik yan etki görüldüğünde mutlaka hekim bilgilendirilmelidir.

İlaçsız yöntemde ise; 

Klinik ve Gelişim Psikoloğu aracıyla psikoterapi desteği almak
Dikkat ve konsantrasyonu arttırıcı yürüyüş gibi sportif ve mental egzersizler yapmak.
Not almak,ajanda bulundurmak
Bir işe karar vermeden önce 'Dur-düşün-uygula' ilkesini benimsemek
Alkolden uzak durmak,
olarak sıralayabiliriz.
Ebeveynlere yönelik ise tavsiyelerimi ise çocuklarını başkalarıyla kıyaslamamak,çocuğu ödevlerini unuttuğu için suçlamamak,başaramadıklarına değil başardıklarına odaklanmak,çocuğun agresif/saldırgan tutumu varsa öfke kontrolüne yönelik psikolojik yardım almak olarak belirtebilirim.

Herkese sağlıklı mutlu günler dilerim.

KAYNAKLAR
Ercan;E.S,Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu,Doğan Kitap,İstanbul(2014)

E.Cem Engin

Uzman Klinik Psikolog


SAKATLIK PSİKOLOJİSİ

Spor dünyasında sakatlanma ve yaralanma maalesef sıkça rastlanılan bir durumdur.Gerek müsabakaların sert ve yoğun olması gerekse yarışm...